Elektrikli Otomobil Yüz Yaşında: 1900'lerde Unutulan Dönüş

Bu Sayfayı Paylaşın
Elektrikli otomobilin tarihi, çoğumuzun sandığı gibi Tesla'larla değil, 1881'de Paris sokaklarında çalışan bir üç tekerlekli araçla başladı. Hatta 1900'de Amerika'da üretilen otomobillerin yaklaşık üçte biri elektrikliydi. Yani elektrikli araba bir yenilik değil; benzine karşı ilk yarışı kaybedip yüz yıl sonra geri dönen bir şampiyonun hikâyesi.
Öne Çıkanlar
- Gustave Trouvé, 19 Nisan 1881'de Paris'te ilk şarj edilebilir bataryalı elektrikli taşıtı test etti.
- 1900'de ABD'de üretilen 4.192 otomobilden 1.575'i elektrikliydi.
- Jeantaud elektrikli aracı 1898'de 63,13 km/s ile ilk otomotiv kara hız rekorunu kırdı.
- 1935'e gelindiğinde elektrikli otomobiller yollardan neredeyse tamamen silinmişti.
İlk Elektrikli Araç Kimin, Ne Zaman İcat Edildi?

Hadi sırayla gidelim, çünkü bu hikâyenin kahramanları birbirinden renkli. En başa gidersek, Macar rahip Ányos Jedlik 1827-28'de ilk elektrik motorunu yapıyor ve ertesi yıl küçük bir model aracı çalıştırıyor. Sonra Rus mühendis Moritz Jacobi 1832 civarı şarj edilemeyen bataryalarla bir elektrikli tekne yapıyor. İskoç mucit Robert Davidson ise 1839'da bugün sıkça "ilk elektrikli araba" diye anılan aracını Aberdeen sokaklarında yolcuyla çalıştırıyor. Ama dikkat: bunların hepsi tek kullanımlık, şarj edilemeyen kimyasal bataryalarla çalışıyordu. Tıpkı pili bitince çöpe atılan devasa bir kumanda gibi düşün - bir otomobil için biraz hüsran, değil mi?
Asıl kırılma noktası Fransa'da geliyor. Fransız elektrik mühendisi Gustave Trouvé, 1880'de Siemens'in küçük bir elektrik motorunun verimini artırıyor ve yeni geliştirilen şarj edilebilir bataryayı bir İngiliz yapımı pedallı üç tekerlekli motosiklete monte ediyor. Sonuç? Dünyanın ilk elektrikli kara taşıtı. Trouvé bu aracı 19 Nisan 1881'de Paris'te Rue Valois'de başarıyla test ediyor ve aynı yıl Kasım ayında şehirdeki Uluslararası Elektrik Sergisi'nde tanıtıyor. Guinness Dünya Rekorları bugün bile bu aracı "ilk elektrikli kara taşıtı" olarak kabul ediyor. İşin ilginç tarafı: Trouvé patent alamıyor ve denemenin ardından aracı söküp motoru ve bataryayı bir elektrikli tekne projesine taşıyor - o proje de dış takma motorun icadına yol açıyor. Adam aynı anda iki devrim çıkarıyor, saygı duymamak elde değil.
Farları da İngilizler Ekledi
Aynı yıl, yani 1881'de İngiliz William Ayrton ve John Perry, elektrikli farlarla donatılmış - yani ilk elektrikli aydınlatmalı taşıt - üç tekerlekli bir araç yapıyor. Menzili 10-25 mil, azami hızı 9 mph. Hızlı demeyelim ama farlı bir araç 1881'de cidden havalı bir şey. Bir diğer Fransız, Camille Faure, kurşun-asit bataryaları iyileştiriyor ve Charles Jeantaud'yla birlikte motorlu bir elektrikli araç inşa ediyor. Kısacası 1880'ler, elektrikli arabanın gürültüsüz (kelimenin tam anlamıyla!) altın çağının hazırlık dönemiydi.
Thomas Parker ve 1884'te Şarj Edilebilir Bataryalı İlk Elektrikli
İngiliz mucit Thomas Parker'ın adını muhtemelen hiç duymadın ama bu işin gerçek mimarlarından biri. Parker kurşun-asit bataryalar ve dinamo alanında patentler alıyor; elektrikli tramvay ve aydınlatma ekipmanı üretiminin öncüsü sayılıyor. 1882'de Paul Bedford Elwell'le birlikte Wolverhampton'da Elwell-Parker Ltd.'yi kuruyor ve yüksek kapasiteli şarj edilebilir bataryalar, sonra dinamo, motor ve kontrolörler üretmeye başlıyorlar. 1890'da Parker'ın bataryalı tramvayları Birmingham'da yolcu taşıyor; o tarihten önce beş yıl boyunca Blackpool'da da çalışmışlar.
Gelelim o meşhur iddiaya: Parker'ın 1884'te Londra'da şarj edilebilir bataryalı ilk seri üretim elektrikli arabayı ürettiği sıkça söylenir ve ünlü bir fotoğrafta Parker bu aracın içinde otururken görünür. Bazı otomotiv yayınları daha ihtiyatlı davranıp Parker'ın o dönemde elektrikli tramvaylar devreye aldığını ve prototip elektrikli arabalar ürettiğini söyler. Yani "seri üretim" mi, "prototip" mi tartışması var; ama Parker'ın bu alanda öncü olduğu herkesçe kabul. Bir de unutmayalım: 1896'ya kadar İngiltere'de "kırmızı bayrak yasası" denen Light Locomotive Act geçerliydi - kırsalda 4 mph, şehirde 2 mph hız sınırı, araç başına üç sürücü ve önde kırmızı bayrakla yürüyen bir kişi. Bu şartlar altında hız rekoru kırmak nasip işi!
1900'lerde Elektrikli Arabalar Neden Bu Kadar Yaygındı?
Şimdi işin çarpıcı kısmına geliyoruz. 1900'de ABD'de üretilen 4.192 otomobilden 1.575'i elektrikli, 1.681'i buharlıydı; yani elektrikliler üretimin yaklaşık %38'ini oluşturuyordu. Yoldaki araçlara bakarsak tablo biraz değişiyor: yaklaşık üçte bir elektrikli. Farklı kaynaklar farklı ölçütler kullandığı için rakamlar %28 ile %38 arasında geziniyor ama özet şu: yüzyıl dönüşünde elektrikli arabalar sıradan bir hayal değil, gündelik bir gerçekti.
Üstelik ABD'deki ilk elektrikli araç 1890-91 civarında İskoç kimyager William Morrison tarafından yapılmıştı. Onu Waverly, Studebaker Electric, Beardsley, Columbia Electric ve Baker Electric gibi ilk büyük üreticiler izledi; 1902'de Studebaker elektrikli araçla otomotiv sektörüne adım attı bile. Hız konusunda da iddialıydılar: 18 Aralık 1898'de Jeantaud elektrikli aracı 63,13 km/s ile tarihteki ilk otomotiv kara hız rekorunu kırdı. Elektrikli araba, benzinliye karşı ilk yarışı açık ara önde bitirdi gibi görünüyordu.
Peki Herkes Neden Elektrikli Tercih Ediyordu?
- Sessiz ve titremesizdi; benzinliler ise gürültülü, kokulu ve vites değiştirmesi zahmetliydi.
- Elle çevrilen marş kolu gerektirmiyordu - bu kol o dönemde gerçekten tehlikeliydi, geri tepince kolunuzu kırabiliyordu.
- Kokusu yoktu, evin önünde şarj edilebiliyordu.
Bu yüzden elektrikli arabalar özellikle kadın sürücüler arasında çok popülerdi: daha temiz olduğu ve marş koluyla boğuşmayı gerektirmediği için. Enerji bakanlığının da altını çizdiği gibi 1900-1912 arası, elektrikli arabaların gerçek "altın çağı" olarak kabul ediliyor. Sessiz, kullanımı kolay, koku yaymayan araçlar - o dönem için neredeyse lüks bir deneyim.
Thomas Edison Neden Batarya İle Zaferi Kazandıramadı?
Elektriklinin zaferini taçlandıracak isim ise başının belası olacaktı: Thomas Edison. Ampulun babası, 1899'da elektrikli araçlar için daha verimli bir şarj edilebilir batarya - alkalin yapılı, nikel-demir türünden - geliştirmeye başlıyor. Amaç belli: ağır ve hacimli kurşun-asit bataryalardan kurtulmak. 1901-1904 arasında bu bataryalar Baker'ın 1900 runabout'unda ve 1902'den itibaren Studebaker'ın elektriklilerinde test ediliyor. Yani hayal büyük: Edison'un bataryasıyla elektrikli arabalar herkesin garajına girecek.
Ama olmadı. Edison'un bataryası beklenen verimi bir türlü sağlayamıyor ve bu başarısızlık, Henry Ford'la birlikte yürüttükleri elektrikli araç projesini tekrar tekrar geciktiriyor. Tarihin en büyük mucitlerinden biri bile batarya meselesini çözemedi. Bugün "batarya teknolojisi neden bu kadar zor?" diye homurdanan herkes, Edison'un acısını az çok tatmış oluyor bence.
Elektrikli Arabalar 1930'larda Neden Kayboldu?
İşte hikâyenin en acı bölümü. Elektriklinin yenilgisi tek bir sebep değil, birkaç sebep üst üste binince geldi:
- Yollar iyileşti: Uzun mesafe yolculuk mümkün olunca elektriklinin sınırlı menzili fark edilir hale geldi; benzinliler daha uzağa ve daha hızlı gidebiliyordu.
- Ucuz Teksas ham petrolü: Benzin fiyatı düştü, benzinli araç işletmek kat kat ucuza geldi.
- Ford Model T ve montaj hattı: Seri üretim benzinli arabanın fiyatını elektriklinin yaklaşık üçte birine indirdi. Rakip senin ürününün üçte birine satıyorsa iş zorlaşır, değil mi?
Elektriklinin kendi zaafı da cabasıydı: pahalıydı, yavaştı, toprak kırsal yollarında zorlanıyordu, soğuğa karşı hassastı ve yük altında voltajı düşen ağır kurşun-asit bataryalar taşıyordu. Kimi zaman hangi darbenin öldürücü olduğunu tartışmak adetten - kimileri Ford'un fiyat rekabetini, kimileri petrol fiyatlarını ve altyapıyı öne çıkarır. Gerçekte ikisi birden vurdu: ucuz benzin ve ucuz benzinli araba. 1920'ye gelindiğinde neredeyse tüm elektrikli araba üreticileri ya kapanmış ya da benzinli üretime geçmişti; 1935'te ise elektrikliler yollardan neredeyse tamamen silinmişti. 1929 Borsa Krışı da zayıflayan satışlara son bir darbeyi indirdi.
| Ölçüt | Elektrikli | Benzinli |
|---|---|---|
| Ses ve koku | Sessiz, kokusuz | Gürültülü, kokulu |
| Marş | Gerekmiyordu | Tehlikeli marş kolu |
| Menzil | Sınırlı | Belirgin biçimde uzun |
| İşletme maliyeti | Yüksek | Ucuz benzinle düşük |
| Satış fiyatı | Pahalı | Model T ile üçte bir fiyata |
Bugünkü Elektrikli Dönüşü Neden Bu Kez Kalıcı Olabilir?
İşte tarihsel döngünün en ilginç yeri: elektrikli otomobil 20. yüzyıl boyunca dur-kalk bir yaşam sürdü - her petrol krizinde hatırlandı, boru hatları dolduğunda yine rafa kaldırıldı. Tıpkı okul tatilinde çıkan bir dizi gibi: konusu güzel ama hep erteleniyor. Bugünse işler farklı görünüyor, çünkü bu sefer masada sadece fiyat değil, gezegen var.
Çevre otoritelerine göre elektrikli araçlar, şarj için kullanılan elektriği hesaba katsak bile çoğu zaman benzinli araçlardan daha küçük karbon ayak izine sahip. Tabii tartışmalar sürüyor: üretim aşamasındaki çevresel etkiler ve şarj elektriğinin ne kadar temiz olduğu ciddi ciddi konuşuluyor ve konuşulması da gerekiyor. Ama bugünü 1900'lerden ayıran iki büyük fark var: kamu politikaları temiz ve verimli araçları teşvik ediyor ve lityum-iyon bataryalar artık benzinli araçların performansına yaklaşabiliyor. Edison'un bir türlü çözemediği batarya meselesi, bir yüzyıl sonra büyük ölçüde çözülmüş durumda.
Yani elektrikli otomobil yüz yaşında ve belki de tarihte ikinci kez altın çağına giriyor. Bu sefer kaybeden ucuz benzin değil, kazanamayan hep biz olmuştuk - havayı kokutan araçlar yüz yıllık bir aradan sonra eve dönüyor. Peki bu kez hikâye farklı mı bitecek? Cevabı biz kullanacağımız garipte saklıyoruz.
Kaynaklar
- The History of the Electric Car
- First electric road vehicle - Guinness World Records
- 1881 Trouvé Electric Tricycle Replica Review
- Gustave Trouvé
- Thomas Parker (inventor)
- History of Electric Vehicles III
- History of the electric vehicle
- First Electric Car: A Brief History of the EV
- Early Electric Cars in America
- Edison and the Electric Car
- Electric Vehicles Had Their First Golden Age
- Electric Vehicle Myths - US EPA