Koşarak Arabalara Binilen Le Mans Startı Neden Yasaklandı?

Bu Sayfayı Paylaşın
Le Mans startı, sürücülerin arabalarının karşı tarafında bekleyip bayrak inince koşarak araçlarına bindiği, 1925'ten 1969'a kadar 24 Saat yarışında kullanılan başlangıç ritüelidir. Kulağa muhteşem geliyor, değil mi? Ama tam da o koşuş, o aceleyle takılmayan emniyet kemerleri ve o kaotik ilk turlar yüzünden bu start yasaklandı. Peki bir başlangıç prosedürü nasıl bu kadar efsanevi, bu kadar tehlikeli hale geldi? Hadi anlatayım.
Öne Çıkanlar
- Le Mans usulü start 1925'ten 1969'a kadar 45 yıl boyunca kullanıldı
- Jacky Ickx, 1969'da startı protesto etmek için koşmak yerine yürüdü - ve yarışı kazandı
- Yasaklandıktan sonra 1971'den itibaren kayan start uygulandı
- Porsche'nin kontak anahtarı soldadır; sebebi tam olarak bu starttır
Le Mans Startı Nasıl Doğdu: Bayrak İnince Her Şey Başlıyor
24 Saat yarışı ilk kez 26-27 Mayıs 1923'te, Le Mans çevresindeki kamuya açık yollarda koşuldu. İlk iki yıl start, bildiğimiz ayakta start şeklindeydi: sürücüler arabaların içinde oturur, bayrak inince gaza basarlardı. Ama 1925'te işler değişti ve o meşhur koşarak başlama ritüeli doğdu.
İşin komik tarafı: Bu formatın seçilmesinin sebebi teknik bir excel değil, bir kira meselesi! 1923-24'te start alanının bulunduğu "Raineries" arazisinin sahibi kirayı üçe katlayınca organizatör ACO çareyi Mulsanne düzlüğünün ortasını kullanmakta buldu. Yani motorsporları tarihinin en ikonik görüntülerinden biri, kısıtlı bir bütçeyle mücadele eden bir kira pazarlığından çıktı.
Peki bu start nasıl çalışıyordu? Arabalar pit boyunca dizilir, hatta 1962'ye kadar dizilim sırası motor hacmine göre belirlenirdi - 1963'ten itibaren sıralama turlarına geçildi. Sürücüler ise ön düzlüğün karşı tarafında dururlardı. Fransız bayrağı iner inmez herkes koşuya çıkardı: karşıya koş, arabaya dışarıdan yardım almadan bin, motoru çalıştır ve yola çık. Tıpkı bir atletizm yarışının bitişinde arabana atlayıp sürüşe geçmek gibi düşün. 24 saatlik dayanıklılık yarışının ilk 10 saniyesi, yüz metre koşusuna dönüşüyordu.
Neden Bu Kadar Tehlikeliydi? Kemer Takmadan Yola Çıkmak

Şimdi kritik soruya gelelim: bu start neden yasaklandı? Cevap tek kelimeyle: acele. Emniyet kemerleri o yıllarda otomobillere yeni girmiş bir icattı ve sürücüler koşarak varmanın heyecanıyla kemer takmaya zaman ayırmıyorlardı. Ya hiç takmadan ya da aracın içinde, daha kötüsü ilk turların yükü altında takmaya çalışarak sürüşe geçiyorlardı. Bir saniye düşün: bugün arka koltuktaki çocuğun kemerini takmadan yola çıkacak mısın? Onlar bir yarışta, tam gaz yapıyorlardı.
Sonuç doğal olarak felaketti. Sıkışık start sahasında yaşanan kazalarda ölümler yaşandı ve her yıl bayrak indiğinde kalpler ağza gelirdi. Markalar içinse durum kutsal bir rekabetti: startı ilk turlarda önde tamamlamak devasa bir tanıtım değeri taşıyor, sürücülere de bonus getiriyordu. Yani herkes koşmaya, hatta uçmaya devam ediyordu. Açık kokpitli araçların sürücüleri zaman kazanmak için kaputun ve kapıların üzerinden adeta uçarak araca atlıyorlardı!
Eğimli start sahasında arabaların kaymaması için takozlar kullanılırdı; ACO sürücülere mavi-sarı renkli takozlar verirdi. Bu kadar detaylı bir organizasyonun içinde bile, o ilk koşuş her seferinde bir kumar gibiydi.
Startı Unutulmaz Kılan Küçük Hikayeler
Bu ritüelin etrafında bugün hâlâ anlatılan sahneler var. Stirling Moss, araç 1. viteste bekletip koltuğa atlayınca debriyaja basmadan marşa basıyordu; araç sarsılarak ilerliyor, birkaç saniye sonra debriyaja basınca motor çalışıyordu. Cevapsız sınav sorusu gibi ama işe yarıyordu!
Bir diğer efsanevi detay ise bugün bile sokaklarda karşımıza çıkıyor: Porsche'nin kontak anahtarının neden solda olduğunu hiç merak ettin mi? Cevap Le Mans startı. Sol elle motoru çalıştırıp sağ elle hemen vites takabilmek için tasarlanmıştı ve bu düzenek sürücüye birkaç onda saniye kazandırıyordu. Günümüz Porsche yol arabalarında bile bu geleneğin sürdüğünü öğrenince ben baya şaşırmıştım.
Ve tabii komik tarafları da vardı: Jean-Manuel Fangio, aceleyle vites kolunu pantolonuna takıştırdığı için bir kez startı komple kaçırdı. 1966'da ise Ekvadorlu bir ekip pist kapısını zorlayarak 55 yerine 56 araçla start alınmasına sebep oldu. Düşünsene, bir yarışa kapıyı kırarak katılmak!
1968: Willy Mairesse'in Kaderini Değiştiren İlk Tur
Startın sonunu hazırlayan olaylar zinciri 1968'de başladı. Belçikalı sürücü Willy Mairesse, ilk turda Ford GT40'ının muhtemelen kötü kapatılmış kapısı yüzünden Mulsanne düzlüğünün sonunda ağır bir kaza yaşadı. O yarış Eylül ayında koşuluyordu ve start saat 15:00'te verilmişti.
Kazanın sonucu içler acısıydı: Mairesse ağır kafa travması geçirdi, iki hafta boyunca bilinçsiz kaldı ve tam olarak hiç iyileşmedi. Bir daha hiç yarışmadı ve Eylül 1969'da kendi hayatına son verdi. Kapının neden açıldığı konusunda ayrıntılar bugün bile tartışmalı - kapının açılması mı, kapı mandalının arızası mı - ama ölen ya da yaşayan hiçbir tartışma, bu startın taşıdığı riski küçültmüyor.
Bu kaza, pistteki herkesin zihnine bir soru yerleştirdi: Bu start buna değer mi?
1969: Jacky Ickx'in Tarih Yazan Yürüyüşü
İşte motorsporları tarihinin en güçlü protestolarından biri. 1969'da bayrak indiğinde tüm sürücüler gözyaşartıcı bir hızla arabalarına koşarken, genç Belçikalı Jacky Ickx sakin sakin yürüdü. Kemerini ise dikkatle, oturarak taktı. O yürüyüşü sürerken hızlı bir rakip araca neredeyse çarpılıyordu - yani tehlike ne kadar gerçekse, protesto o kadar anlamlıydı. Ickx yürürken yarışı neredeyse start çizgisinden itibaren kaçırmıştı: pole pozisyonundaki Rolf Stommelen'in Porsche 917'si şimdiden Tertre Rouge virajına yaklaşmıştı.
Peki protesto işe yaradı mı? Cevap: kelimelerle anlatılmayacak kadar. Ickx, yarışı son turda Hans Herrmann'ın Porsche 908'inin çok az bir önünde kazandı. Koşmayan adam kazandı. Yarışın resmi sitesi bu eylemi "onu efsane yapan ve yarışın görünümünü değiştiren" bir protesto olarak tanımlıyor.
Onu efsane yapan ve yarışın görünümünü değiştiren bir protesto.
Ama 1969'un hikayesi acı bir notla da bitiyor. Aynı yarışın ilk turunda, özel sürücü John Woolfe kaza sonucu hayatını kaybetti. Ickx'in yürüyüşü, Woolfe'nin ölümü ve bir yıl önce Mairesse'nin kafasına aldığı darbe bir araya geldiğinde, artık herkes aynı şeyi anlıyordu: bu ritüel romantik değil, ölümcüldü.
Startın Yasaklanışı: 1970 ve Sonrası Nasıl Değişti?
Geleneksel Le Mans startı 1970 için değiştirildi. Arabalar pit duvarında dizili kaldı ama bu kez sürücüler araçların içindeydi ve kemerlerini takmışlardı. Bayrak inince motorları çalıştırıp yola çıktılar. Yani koşu vardı ama artık kimse kemerini takmadan 400 beygirlik bir makineye atlamıyordu. Resmi ifadeyle: sürücüler koşmak yerine araçlarında oturarak start aldılar. Mantıklı, değil mi?
Asıl dönüşüm ise 1971'de geldi: kayan start. Bugün bildiğimiz format tam olarak budur ve Indianapolis tarzı start olarak da anılır. Nasıl çalışıyor? Arabalar sıralama zamanlarına göre ikişerli sıralarda dizilir, yarış saatinden yaklaşık 7,5 dakika önce resmi aracın arkasında çıkıp ısınma turu atar. Pace car start çizgisinden önce pistten çıkar ve son 200 metreyi pole pozisyonundaki araç belirler. Daha güncel uygulamada ise yeşil bayrakla arabalar tek tek çıkıp safety car arkasında bir formasyon turu atıyor; pace car pit'e döndüğünde Fransız bayrağı yarışı başlatıyor. Yani bugün bile Le Mans'ta bir Fransız bayrağı inecek bayrak var, sadece kimse koşmuyor.
Kayan startla birlikte teknik bir kural da değişti: kazanan, artık en uzağa gitmiş olan değil, son turun tamamlanması itibarıyla start/finish çizgisine göre en çok turu atan araç oldu. Başka bir deyişle yarış, gerçekten bir "24 saat en çok tur" yarışına dönüştü.
Yıllara göre start formatlarını yan yana görmek işe yarar:
| Dönem | Start Formatı | Nasıl Çalışıyordu? |
|---|---|---|
| 1923-1924 | Ayakta start | Sürücüler araçlarında oturuyor, bayrakla çıkış |
| 1925-1969 | Le Mans usulü start | Karşıdan koşarak binme, kemerler çoğunlukla takılmadan |
| 1970 | Araçta oturarak ayakta start | Kemerli sürücüler pit duvarında dizili |
| 1971'den bugüne | Kayan start | Isınma/formasyon turu sonrası bayrakla başlangıç |
Bugünün Hibrit Startı Ne Anlatıyor?
Buraya kadar klasik startın nasıl öldüğünü anlattım ama asıl ilginç kısım şu: Le Mans, kökleriyle tam olarak kopmadı. Bugünkü kayan startın öncesinde sürücüler hâlâ araçlarının karşı kenarında, kemerleri bağlı şekilde otururlar. Yani o meşhur "karşı taraf" ritüeli bir miras olarak yaşatılmaya devam ediyor - sadece koşu kısmı çıkarıldı. Bu, adeta tarihe yapılmış bir saygı duruşu: "Koşmayın, ama nereden geldiğinizi unutmayın."
Düşünsenize: dünyanın en eski aktif dayanıklılık yarışı, 1923'ten beri koşuluyor ve pist - kalıcı bölümüyle kapatılan kamu yollarının birleşimi olan 13,626 km'lik Circuit de la Sarthe - her yıl Haziran'da yeniden sahneye çıkıyor. Mulsanne düzlüğü 1988'de Roger Dorchy'nin WM P88'iyle ulaşılan 407 km/h zirvesinden sonra FIA'nın 1990'da 2 km'den uzun düzlükleri yasaklamasıyla iki şikan kazandı; bugünkü hız rekoru 366 km/h. Yarış güvenliği her alanda evrildi, ama o ilk karşı kenar duruşu hâlâ orada.
Sonuç: Koşu Bitti, Ders Kalıcı
Le Mans startı bize motorsporlarının en sert derslerinden birini öğretti: Görüntü ne kadar muhteşem olursa olsun, insan hayatı pazarlık konusu olamaz. Bir kira pazarlığından doğan, kemer takmama acelesiyle can alan ve sonunda bir pilotun yürüyüşüyle son bulan bu 45 yıllık ritüel, bugün hâlâ konuşuluyor çünkü her yönüyle insansı - kahramanlıkları, hataları, komik anları ve trajedileriyle.
Sen olsan 1969'daki o start hattında koşar mıydın, yoksa Ickx gibi yürür müydün? Cevabı düşündükçe, o bayrağın inince yaşananların ne kadar kıymetli bir tarih dersi olduğunu bir kez daha anlıyorsun.
Kaynaklar
- 24 Hours of Le Mans Centenary – An unforgettable starting style
- 24 Hours of Le Mans - Wikipedia
- 1969 24 Hours of Le Mans - Wikipedia
- Jacky Ickx interview series (2) - 1969 and the walk to victory
- Willy Mairesse - F1 Forgotten Drivers
- John Woolfe - Motorsport Memorial
- Step into the history of Le Mans - Louwman Museum
- The Le Mans Start - GT Motorsports